Çizgiler: Zamansız Bir Stil Klasiği
Moda dünyası geçici akımların gürültüsüyle çalkalanırken; çizgiler, yerini hiçbir desene bırakmayan sarsılmaz bir dengeleyici olarak moda dünyasında yerini koruyor. Çizgili desenin hayatımıza nasıl girdiği anlatılması gereken bir konudur. Yüzyıllardır kullanılan çizgili desenler, yakın geçmişte hayatımıza bir denizci üniforması olarak girmiş aslında. Breton çizgi denilen ve her biri Napolyon’un zaferlerini temsil eden 21 adet çizgi uzun yıllar Fransız denizcilerinin üniforması olarak kullanılmış. Coco Chanel, Fransa’ya yaptığı bir gezi sırasında ilham aldığı çizgili formalı denizciler sayesinde, sonraki koleksiyonuna bu desenleri dahil etti. Hatta dönemin tanınan isimleri, örneğin Picasso’nun birçok fotoğrafında gördüğümüz ikonik çizgili tişörtler, Coco Chanel imzasını taşıyordu.
Çizgili parçaları bir gardırobun ana sütunu haline getirmek, aslında bir "fazla düşünmeme" sanatı. Fazla düşünmediğinizde, bazen en doğal sonucu elde edersiniz ve işin güzel kısmı da bu: basit şeyler en iyi şekilde işe yarayabilir. Bazen ince çizgilerle işi sade tutarsınız, bazen kalın şeritlerle gözleri yakalarsınız. Bir gün tek tip bir çizgiyle düz bir yol izler, ertesi gün farklı çizgi yoğunluklarını üst üste getirerek küçük değişimler yaratabilirsiniz. Küçük detaylarla, küçük dokunuşlarla farklılaştırmak mümkün; bazen tek bir hareket, tek bir seçim bile tüm görünümü değiştirir.
Çizgiler hakkında kombin önerilerinde bulunmadan önce bir konuya açıklık getirmek isterim. "Yatay çizgi kilolu gösterir" aslında modanın en büyük şehir efsanelerinden biri; hatta tam tersine, yatay çizgilerin alanı daha dar algılattığına dair bilimsel görüşler bile var. Yani o çok çekindiğimiz yatay hatlar, doğru bir kesimle birleştiğinde aslında gayet dengeli bir görünüm sunabiliyor. Dikey çizgiler boyu uzatır mantığı ise her zaman tek başına mucize yaratmıyor; burada asıl olay çizginin yönünden çok, kumaşın kalitesi ve çizgilerin sıklığı. Kısacası, çizgileri bir zayıflama hilesi gibi değil, kıyafete karakter katan grafik bir güç olarak görmek lazım. Öyle eski kurallara takılmadan, aynada kendine yakıştırdığın çizgiyi seçip çıkmak en iyisi.
Peki çizgileri nasıl kombinleyebiliriz? Çizgileri alışılmışın dışına taşımanın en akıllıca yolu, farklı yönleri ve ölçekleri aynı silüette buluşturmaktır. Mesela, dolabınızın demirbaşı olan dikey çizgili uzun bir gömleği, üzerine alacağınız yatay çizgili dökümlü bir triko ile eşleştirerek o meşhur "üzerinde düşünülmüş ama zahmetsiz" duruşu yakalayabilirsiniz. Bu sezon podyumlarda gördüğümüz o geniş ve cesur çizgiler, özellikle bu tarz katmanlamalarla birleştiğinde stilinize derinlik katıyor. Kol ağızlarından veya gömlek eteklerinden taşan o küçük çizgi detayları, görünümünüzü sıradan bir kombin olmaktan çıkarıp uğraşılmış bir görünüme dönüştürüyor.
Klasik denizci temasını değiştirmek ve özgün bir görünüme taşımak için doku ve form oyunlarından ilham alın. Çizgili uzun bir elbiseyi, belinize dolayacağınız aynı tonlarda çizgili bir gömlekle hareketlendirerek o zahmetsiz yaz şıklığını oluşturabilirsiniz. Eğer farklı dokularla birleşmiş bir duruş arıyorsanız, çizgili üstlerinizi bu sezonun gözdesi olan ikili denim akımıyla birleştirin; üzerine ekleyeceğiniz toprak tonlarında dökümlü bir dış katman, o keskin grafik hatları yumuşatarak kombininize sakinlik katacaktır. Unutmayın, bu sezon mesele sadece çizgili giyinmek değil; çizgileri farklı kumaşlarla ve hacimlerle birleştirmek.




Yorumlar
Esma dedi ki:
Hepimizin rota oluşturan hayat çizgileri var.Ve bunların en güzel çizgili yansımasını touche prive oluşturmuş
Ayşe dedi ki:
Zarafetin en net çizgisi
Rumeysa Çalışkan dedi ki:
Çizgilerini tarzınla belli et
Rumeysa dedi ki:
Sınırlarını aşıp çizgileri taşanlar için tasarlandı